May 14th, 2013

“arkadaşlar sevgilim var.” artı olarak adamın biri var 500 liraya tripodlu filan kamerayı alabilecekken hala bana tripodsuz kamerayı 400 liraya kakalamaya çalışıyor ya.

May 9th, 2013

temyiz kudretinin olmadığı yerde iyi niyet korunmaz.

May 5th, 2013

hayatımın bu bölümünün adı: koşmak!

April 26th, 2013

benim bi bok bildiğim yok arkadaşlar, aklımın ermediği çok şey var. yoksa neden baca gibi sigara içtiğimi bilirdim, neden ara sıra durup düşündüğümü bilirdim ya da çoğu zaman sinir krizi geçirmeye yakınken bir anda gülüp neşelendiğimi bilirdim. espri yaptığı halde kendi esprisine bile eşlik edemeyecek kadar düşünceli biri olduğumu bilirdim. yani bir bok bildiğim yok, üçbeş ders kitabının öğrettiği farazi şeyler dışında bir bok bilmiyorum.

April 26th, 2013

arkadaşlar asalak gibi yaşayan insanları umursamayın, kum hepsini yutacak. geriye iskeletleri bile kalmayacak. kuma güvenin. çünkü ben kumdan geldim, neler olacağını biliyorum yani.

April 26th, 2013

kumdan geriye hiç bir şey kalmayacak!

April 22nd, 2013

kötü niyetli üçüncü kişi

amına koyim, bazılarına gerçekten bir şey olmuyor. millet su içer gibi kötülük yapıyor, alışmışlar, kanıksamışlar. korkunç olan kötülüğü yapanın bunu kanıksaması değil korkunç olan kötülüğe maruz kalanların bunlara alışmış olması. herkesin elinin altında siktiğimin interneti var ve hepsi aydın kültürlü pozu kesiyor. ben 2007’ye geri dönmek istiyorum amına koyim. saat artık yavaş işliyor, 20’li yaşlara eriştiğimden beri vücudumun saati bile yavaşladı.basket yaparken uzun ve az da olsa yapılı vücudum vardı şimdi kilo alıyorum lan. şaka gibi amına koyim. yere adım atıyorum, asfalt ayağıma yapışıyor. bir kere aşık oldum, gerçekten sevdim yani… yer ayağımın altından kaydı. düştüm. aşka düşmek derler ama bu daha çok kendi mezarına düşmeye benziyordu. sokakta yürüyorum kulağımda kulaklık city lights çalıyor, gibran’ın şarkısı olan. sokaktaki herkes her şeyi biliyormuş gibi bana bakıyor lan. her şeyi görmüşler sanki.

bu bilinmezlik değil beni çıldırtan, asıl bu farkındalık çıldırtıyor amına koyim. her şeyin farkındayım. 6 yıldır düzgün uyku uyumadım. bana bir şey oldu. sanki kafam ikiye ayrıldı. benden geriye yarım bir hafıza kaldı. yaptıklarımı hatırlamıyorum. bak yemin ederim ki hatırlamıyorum. ya da bilincimi kaybettim mi desem. öyle bir şey. bak az önce yemek yedim, dünden kalmış soğuk pizzayı yedim. ben nedense anlam veremiyorum, yemek yediğimi bile hissedemiyorum. yalnızlık dert değil, kafamın içinde zaten yalnızım. herkes kafasının içinde yalnız. zor olan bu değil. ceza diyor ya yükselen ben değilim alçalan duvarlar diye. aynen öyle amınakoyim ya. bir gün yükselişteyim diğer gün ise the fall gibi. tıpkı o siktiğimin filmindeki gibi. the fall filmindeki tekerlekli sandalyede oturan adamın dediği gibi “benim için mutlu son yok!” diye bağırıyorum sokağın ortasında.

geçen gün çok mutsuzdum, kadıköyde moda sahilde yürüdüm deniz kenarında. o kadar mutsuz görünmüşüm ki, o kadar uykusuz ve ağlamaktan kızarmış ki gözlerim polis beni uyuşturucu bağımlısı sandı. bilirsin ben hep temizdim. ağzıma sürmedim. ama içim içimi yemiyor değil kullanayım diye. her şeyi kullandım. kadınları, içkileri, tütünleri, insanları… çok kötü oldum sonra. amına koduğumun yerinde sanki dünyada değildim. sanki herkesin yaşadığı dünya, adım attığı toprak toprak değil de amdı. evet am. bildiğin am, vajina. herkesin hayatı güzel ingiliz beyaz ve pürüzsüz bir kıza ait amdı, bense kerhanenin birinde çalışan folloş bir orospu amında yaşıyor gibiydim. am biti der gibiydim kendim için. sürekli şunu tekrar ettim kafamın içinde -günden güne eksilmek nasıl bir duygu? yarak gibi di mi? no1’in dediği gibi eksilirsin! hepimizi eksiltirler kamil.

birkaç kişiye derdimi anlatayım dedim biliyor musun, ben ki kimseye bir şey demediğim için yıllarca insanların bana kapalı kutu dedigini işiten ben. her şeyi kendi içinde yaşayan ben sonunda birkaç kişiye açıldım. dedim ki kendimi bir yere ait hissetmiyorum, zor zamanlar yaşıyorum. benim arkadaşım olarak gördüğüm insanlar bana boka bakar gibi baktılar. insanlar leşçi olmuş, güçlü gözükmek için başlarının acılarını yiyen yarrrrrrak gibi yaratıklara dönüşmüşler. adam bildiğin üzüntünle besleniyor. kederli insanları zayıf zannediyor. bilmiyor ki amına koduklarım benim ciğerim tenekeden, ben hissetmiyorum. yaşıyorum amına koduğum.

herkes her şeyin en iyisini bildiğini sanıyor. zaman bile bükülüyor amına koyim. tanrı parçacağını bile buluyorlar, tanrı’yı bulamıyorlar. ne kadar beceriksizler lan. bi sikimi bulamıyorlar. yaz saati uygulamasını sikeyim saatlerin amına koydular. mikail desen hırsını havalardan çıkarıyor. burası hep soğuk lan. burası çok soğuk. buraya bahar gelmiyor. burada güneş açmıyor. amına koduğumun yerinde herkesin suratı gri. evler gri. bahçeler gri. insanlar gri.

aslında yok lan. hiç biri yok. bu evler bu arabalar bu suratsız insanlar. hiç biri yok lan. hepsi bir şaka. hepsi bir reklam panosu.hepsi bir kerhane kapısındaki kapı deliği. hepsi bir yanılsama.bunlar hayat değil.bunlar sadece allahın bir anlık hatası.bu sadece onun 31 sonrası yaşadığı pişmanlık. vat iz dı matriks amına koyim.

April 17th, 2013
(bundan 15 yıl önce)
-muro ben önden gidiyorum, sen arkadan gelen düşmanları öldür.
-arkanı mı kollayayım abi?
-evet muro.
(bir kaç ay önce)
-muro bak bu avatarın yeni oyunu, oynayalım mı beraber?
-oynayalım abi.
-arkamı kollayacaksın değil mi?
-evet abi. ben her zaman senin arkanı kollarım!

abim ve ben subzero ve scorpion gibiydik. hala çekmecemde 89 yapımı nintondo gameboy durur. hayatımızın en iyi yıllarıydı.ve öyle de kalacak.

(bundan 15 yıl önce)

-muro ben önden gidiyorum, sen arkadan gelen düşmanları öldür.

-arkanı mı kollayayım abi?

-evet muro.

(bir kaç ay önce)

-muro bak bu avatarın yeni oyunu, oynayalım mı beraber?

-oynayalım abi.

-arkamı kollayacaksın değil mi?

-evet abi. ben her zaman senin arkanı kollarım!

abim ve ben subzero ve scorpion gibiydik. hala çekmecemde 89 yapımı nintondo gameboy durur. hayatımızın en iyi yıllarıydı.ve öyle de kalacak.

April 14th, 2013

kanalizasyon mazgalına atılan izmaritin delikten içeri girmemesi gibi bir şey. 

April 13th, 2013

değmez

karanlık bir oda düşün.ışık almayan ve soğukluğunu yıllardır koruyan.işte orası benim odam.hep aynı kalacak.kanlar içinde yatıyorum, murat yanımda baygın.hep en güzel zamanda bayılır zaten.yine eğlenceyi kaçırdın, uyu bakalım.murat çok iyi biridir, benim cinayet işlememe engel olmuştu gerçeği benden aylarca saklama yoluyla yapmıştı bunu.sonra öğrendiğimde ben de çok kızdım, öldürmem gereken kişi yerine murat’a zarar verdim.kardeşime bunu yapmamalıydım.şimdi neredeyiz murat? ferit edgü’nün parabollerinde miyiz yoksa cem karaca şarkılarının derinliğinde miyiz? neden sesimi duymuyorsun ve neden adım attığım her nokta ayağıma yapışıyor.neden o kadir kıymet bilmeyen yalancıyı öldürmeme izin vermedin murat?onun o beyaz tenini, fuzuli et parçası vücudundan ayırabilirdim.bunu senin için yapacaktım.senin duygularınla gururunla oynamış birini yavaş yavaş yok edecektim.neden izin vermedin?sevgin bak nelere yol açtı.ona dokunduğunda onu kokladığında ağlıyordun.ama o ucuz sünger çekyatlar üzerinde başkalarının vücudunda terini gezdiriyordu.değer miydi bunlara?kendini yıpratmaya.yıllarca senin için mücadele ettim.anlamasınlar bilmesinler diye bana kimliksiz adını verdin.senin için dövüştüm lisede.lisedeki cenk’i hatırlar mısın? sen ben ve arkadaşların sınıfta dövüşürken cenk bu görüntülere dayanamayıp kulaklarını ve gözlerini kapatmış şarkı söylüyordu.o nasıl bir kavgaydı? cenk hangi şarkıyı söylüyordu.şiddetten bu kadar korkması evinde gördüğünü mü anlatır bize.senle ben şiddetim içinde piştik.bilmem kaç derece santigratlık öfkenin fırınında yandık.biz çok yandık murat.o kız seni daha da yaktı.yapabilirdik bunu beraber yapabilirdik onu o masada otururken öldürebilirdik.yüzüne yalan söylemiş.en başından sevmiyorum diyememiş.sen ne yapacaksın murat.buralardan gidecek misin yine.kardeşini bırakacak mısın.kanlar içindeyiz murat git yüzünü yıka.burası daha da soğuklaşıyor.keşke onu öldürseydin.hayatında yediğin en sert yumruğu hatırlıyorum.sokakta dayak yemiştin ama o çocuğu ringte perişan etmiştin.neden bunu sürdürmedin.bence daha iyisini yapabilirdin.neden.neden.neden.seni de kızdırıyor di mi lan? bu adamdan bi bok olmaz dediğin adamların yükselişini izlemek. farkındalık bi boka yaramıyor di mi. yarak gibi hissediyorsun di mi. titrek ellerinle bok parçalarsın o depresyon halkasını. fırsatın varken yapacaksın. ya-pa-cak-sın. acımayacaksın. her türlü kurala ahlaka karşı çıkıp kendi prensiplerinin altında ezilmek. ve etrafta tonla elinde cımbızla hatanı açığını kollayan insanlarla, sözlerindeki sadece kötü manaları çekip alan insanlarla aynı havayı soluman.

onların sefil hayatına son vermek ya da hayatlarına çeki düzen verip dalyarak davranışlarına mani olmak yerine onları kendi bataklıklarında ölüme  terk etmek en iyisidir.değmez moruk, hiç biri değmez buna. ölüm onlar için fazla merhametli bir son.

April 9th, 2013

-rüyalarımda hep bir binadan düştüğümü görüyorum.

-ben varım artık, öyle bir şey olamaz.

-sen ve kanatların… hayatımda yolunda giden tek şeysin. sen varsan başka hiç bir şey yok. bu arabalar bu binalar bu bulutlar bu dağlar. hiç bir şey yok senden başka.

April 4th, 2013

sonra dedim ki bırak. acımayı kurtarmayı düşünme bile. boşuna. bırak yansınlar, bırak çürüsünler vücut hapishanelerinde. sana mı kaldı lan onları kurtarmak dedim. sen kimsin lan, kendini kurtardın da millet mi kaldı. bırak hepsi kendi ışığını ararken yaşlansınlar bırak aynı yollarda dönüp dolansınlar. denemeyi düşünme bile. yaranamazsın. er ya da geç yollarını bulsalar bile senin yardımını görmezden gelirler. benlikleri o kadar zayıftır ki sırf büyük gözükmek için kendini bile yutar. senin iyiliklerini mi yutamayacak? bırak bunları. kendi yoluna git. elbet kadir kıymet bilen biriyle karşılaşırsın. ağırlığı yok hiç birinin, bir yel bir sel yok edecek hepsinin cürmünü ve bu olduğunda sen yine kötü olacaksın onların gözlerinde. bilmişlik taslama diyecekler senden mi öğreneceğim diyecekler. anla artık bunların bir önemi yok. değerleri yok. bırak yansınlar, bırak.

March 27th, 2013

-ne yapabiliriz? yaşamak gerek! yaşayacağız vanya dayı. çok uzun günler, boğucu akşamlar geçireceğiz. alın yazımızın bütün sınavlarına sabırla katlanacağız. bugün de, yaşlılığımızda da, dinlenmek bilmeden, başkaları için çalışıp didineceğiz. ecel saati gelip çatınca da uysalca öleceğiz ve orada, mezarın ötesinde, çok acı çektik, gözyaşı döktük, çok acı şeyler yaşadık diyeceğiz… ve tanrı acıyacak bize ve biz seninle, canım dayıcığım, parlak, güzel, sevimli bir hayata kavuşacağız ve buradaki mutsuzluklarımıza sevecenlikle, hoşgörüyle gülümseyeceğiz ve dinleneceğiz… inanıyorum buna dayıcığım, bütün kalbimle, tutkuyla inanıyorum… dinleneceğiz! dinleneceğiz! melekleri dinleyeceğiz, elmaslar gibi yıldızlarla kaplı gökleri göreceğiz. dünyanın tüm kötülüklerinin, tüm acılarımızın, dünyayı baştan başa kaplayacak olan merhametin önünde silinip gittiğini göreceğiz ve hayatımız bir okşayış gibi dingin, yumuşak, tatlı olacak. inanıyorum, inanıyorum buna.  zavallı, zavallı vanya dayı, ağlıyorsun… hayatında mutluluğu tadamadın, ama bekle vanya dayı, bekle… dinleneceğiz…. (kucaklar onu.) dinleneceğiz! dinleneceğiz!

sayılmayanların, görülmeyenlerin, isimsizlerin, yarını olmayanların yüzü.